Gazelhan-ı Kebir-ül iklim-i Türk (Ağır yazı!)

Urfalı Ünlü Gazelhan KAZANCI BEDİH YOLUK                    

 

   

HAYATI                                                                                                                

Şanlıurfa’nın yetiştirmiş olduğu en ünlü gazelhanlardan biri olan Bedih Yoluk,   1929 yılında Şanlıurfa’nın Hekimdede Mahallesi’nde doğdu. Culhacılık yapmakta olan babasının adı   Culhacı (Dokumacı) Halil, annesi  Dalyanlar ailesinden Zemzem’dir. Ailenin tek çocuğu olduğundan babasının ısrarıyla 14 yaşında Şatıroğulları’ndan Adile Hanım’la evlendi.  Halil, Mehmet, Şükran, Naci, Remziye, Nihat ve Müzeyyen isimlerinde 7 çocukları oldu. Eşi Adile 1989 yılında vefat edince Kazancı Bedih, Fatma Hanım’la ikinci evliliğini yaptı.

Küçükken babasının yanında bir müddet culhacılık yaptıktan sonra, Kazancı Hasan Diyar’ın yanına çırak olarak girmiştir ve  uzun zaman bu ustanın yanında, daha sonra Aziz ve Kadir Uçar ustaların yanında kazancılık yapmıştır. 

1949 yılında askere gitmiş, Bingöl’de ve Elazığ’da Bando Bölüğü’nde askerliğini tamamlamıştır.

Uzunca yıllar kazancılık yaptığı için “Kazancı Bedih” lakabıyla tanınmıştır. Gazel okumadaki ustalığı nedeniyle de halk arasında kendisine “Pir” denilmiştir.

Askerden sonra bir  müddet kazancılık yapmış ve bilahare belediyeye girmiştir.  Belediye bando bölüğünde yıllarca nefesli çalgılardan “trompet” çalmıştır. Belediyede 26 yıl çalıştıktan sonra 1986 yılında emekli olmuştur. Emekli olduktan sonra Hacc’a gitmiştir.

Mizac olarak alçakgönüllü bir yapıya sahip olan Kazancı Bedih’in, meşhur olduktan sonra da hayatında bir değişiklik olmamış ve hayatını mütevazı bir şekilde devam ettirmiştir.  Boş gezmemek ve günlük nevalesini çıkarmak için Eski Hal Pazarı civarında demlik ve cezve tamiriyle ilgili küçük bir dükkân açmıştır. Bir müddet de bir mevlit grubuyla birlikte mevlitlere gidip ilahi ve gazel okumuştur.

Kazancı Bedih 19 Ocak 2004 tarihinde evinde uyurken, katalitik sobadan zehirlenerek eşi Fatma Hanım’la birlikte vefat etti. Cenazesi Bediüzzaman Mezarlığı’na defnedildi.

 

MÜZİĞE BAŞLAMASI

Eskiden Urfa’da, babalar, oturmasını kalkmasını öğrensin, cemaat adamı olsun diye çocuklarını sıra gecelerine götürürlerdi.  Sohbet, muhabbet ve aynı zamanda birer halk konservatuarı olan sıra gecelerine katılan çocuklar, birçok bilginin yanında, müzik ustalarını dinleyerek ilk müzik bilgilerini de sıra gecelerinden alırlardı. Kazancı Bedih de küçükken babası tarafından sıra gecelerine götürülmüştür. Böylece Kazancı Bedih ilk müzik bilgilerini sıra gecelerinde almıştır.

Ailenin tek çocuğu olduğundan, babası onu beraberinde Mecmelbahr’a götürdü. Mecmelbahr; Balıklıgöl’den çıkan suyun bir kanalla Hasan Paşa Camii’ne geçtiği yerde ağaçların ve yeşilliğin olduğu bir yerdi. Orayı çay bahçesi olarak çalıştıran kişi, müziğe çok meraklı biri idi. Oraya kurduğu gramofondan müşterilerine günün en sevilen sanat müziği parçalarını, Hafız Burhan, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla gibi ünlü sanatçıları dinletirdi. Mukim Tahir, Kel Hamza gibi o devrin ünlü sanatçıları, dinlenmeye  Mecmelbahr çay bahçesine gelir,  zaman zaman da okurlardı. Bu nedenle Mecmelbahr, akşam serinliğinde çaylarını ve nargilelerini içmek, müzik dinlemek için gelen Urfalılarla dolar taşardı. İşte Kazancı Bedih de babasıyla gittiği  Mecmelbahr’da, gramofondan ve bazen de canlı olarak müzisyenleri dinleyip, ustaların sohbetlerinden istifade etmiştir.   

 

MÜZİK HAYATI

Kazancı Bedih katıldığı müzik meclislerinde müziğe olan merakı nedeniyle çok kısa zamanda ilerleme yaptı. Cümbüş çalmaya merak sardı, devrin iyi çalanı  Necim Şıh ( Şıh Müslüm  Görgün)’tan ders alarak kısa zamanda cümbüş çalmasını öğrendi. 

Askere gitmeden önce Urfa’nın meşhur gazelhanı Tenekeci Mahmut’la iki yıl kadar sıra gezdi, Tenekeci Mahmut Ustadan usta çırak geleneği içinde ders aldı.

Kazancı Bedih Damburacı Derviş, Hacı Nuri Hafız’dan istifade etti.  Dönemin meşhur müzik ustalarının müzik meclislerine katıldı,  bazen söyleyerek bazen de cümbüş çalarak onlara eşlik etti. Halil Hafız,  Ahmet Hafız, Culha Hafız,  Dellek Mahmut Hafız, Akif Hoca, Cevher Hoca, Demir İzzet, Aziz Çekirge, Cuan Mahe ve Şükrü Hafız, Kurrik Mahe, Karaköprülü İsmail, Mehmet Ataç, Mustafa Ataç, Tertipli Mustafa, Miktat Toprak birlikte meşk meclislerine katıldığı müzik ustalarından birkaçıdır.

 

Şanlıurfa’da eskiden müzik gruplarına “takım” denirdi ve bir yere çağrıldığında herkes takımı ile giderdi. Kazancı Bedih de askerden geldikten sonra arkadaşlarıyla bir takım kurdu ve bu takım arkadaşlarıyla yıllarca sıra gezdi.  Mehmet Çelik, Ali Kanun, Hasan Diyar, Necim Şıhe (Şıhmüslüm Görgün), Terbiyeli Mehmet, Çırçır Mahe, Nacar Celal, Abdurrahman Sabuncu, Mustafa Usta, Kazancı Bedih’in  takım arkadaşlarıydı.

Yıllar içerisinde birçok ünlü sanatçı da Kazancı Bedih’in müzik meclisinde bulundu. Ondan istifade etti. Seyfettin Sucu, Mehmet Delioğlu, Mahmut Coşkunses, Kadir Sema, İbrahim Tatlıses, Mahmut Tuncer, İzzet Altınmeşe, Selahattin Alpay  bunlardan sadece birkaçıdır.

 

KATILDIĞI PROGRAMLAR VE YAPTIĞI KASET VE CD'LER

Ses kaydı yapılan teybin Urfa’ya geldiği 1950’li yıllardan beri Urfa’da “bant yapma” adeti vardır. Urfalı müzikseverler, meşhur ustalarını evinde ağırlar.  İcra edilen müzik faslını da , Grundig, Oher, Sony gibi zamanın meşhur markalı teyplerine kaydederek bant yaparlar. Daha sonra bu bantlar ev, kahvehane, çay bahçesi gibi ortamlarda sevenlere dinletilir. Urfa müzik arşivi sayılan bu tür kasnak bantlara yüzlerce müzik ustasının sesi kaydedilmiştir.

İşte  kasnak teybin  Şanlıurfa’ya geldiği 1950’li yıllardan itibaren Kazancı Bedih, bant yapma meraklılarının aranan kişisi oldu.  Böylece Kazancı Bedih, yüzlerce mahalli banda gazel, maya ve türkü okudu. “Diplomalı Bant”, “Keşkürlü Bant”,” Dörtlü Bant”, “Türkülerle Şanlıurfa” Kazancı Bedih’in gazel okuduğu meşhur mahalli bantlardan birkaçı olarak sayılabilir.

Gerek mahalli bantlar ve gerekse 1988 yılından itibaren yapmaya başladığı yasal kasetlerle Kazancı Bedih, bölgemizde gazelhan olarak tanınmaktaydı. Fakat esas olarak şöhreti 1993 yılında katıldığı İbrahim Tatlıses’in “İbo Show” programı ile yakaladı.  Eşkıya filmi ile de şöhretini pekiştirerek kendi alanında zirveye çıktı.  

Kazancı Bedih, 1993 yılında Kanal-6 televizyonundaki İbo Show programına katılarak yurt içi ve yurt dışında birçok kişi tarafından tanındı. Halk, onun sesinden gazeli sevdi, sesinin güzelliği, okuma tavrı milyonlarca kişiyi adeta büyüledi.  Yaşı 60’ı aşmış olsa da Kazancı Bedih artık ünü ülke sınırlarını aşmış şöhretli bir sanatçı idi. Bu televizyon programından sonra Kazancı Bedih  yapımcıların aranan kişisi oldu, rahmetli olduğu 2004 yılına kadar televizyon programları, sinema filmleri, konserler, kasetler birbirini takip etti. 

Müzik hayatı boyunca yüzlerce mahalli bant dolduran Kazancı Bedih, 1988 yılından başlamak üzere Türkiye çapında satılan, Kültür Bakanlığı’ndan onaylı kaset  doldurmaya başladı. İlk olarak Urfa’da Sim Kasetçilik adına  “Urfa Geceleri-3” kasetini, ardından “Urfa Geceleri 4 ve 6” kasetlerini okudu. Daha sonraki yıllarda ise Sinem Kaset’in sahibi Tahir Gümüş’ün kayıtlarıyla birçok firma Kazancı Bedih’in kaset ve CD’sini çıkardı.  Talep olunca kasetler ve CD’ler birbirini takip etti. 4 tanesi görüntülü olmak üzere 14 kaset, CD ve VCD’ si çıktı. Bunların isimlerinden bazıları şöyledir: Urfa Geceleri 3, 4, 6; Canlı Tarih, Leyla, Tükendi Nakdi Ömrüm, Urfa’nın Etrafı Dumanlı Dağlar, Kazancı Bedih Eşliğinde Sıra Geceleri, Berivan, Keje, Dardayım, Türkülerle Şanlıurfa, Baba ve Oğul, Klasikler.

Kazancı Bedih’in en son okuduğu eser,  Mahsun Kırmızıgül’ün “Sarı Şarı” albümündedir. Bu albümde “Nemrudun Kızı” adlı Urfa türküsünü Mahsun Kırmızıgül, Kazancı Bedih’le düet yaparak okumuştur.  Bu albüm Kazancı Bedih’in vefatından sonra piyasaya çıktığından birlikte klip yapmaları nasip olmamıştır.    

Kazancı Bedih 1983 yılınca TRT-1’de yayınlanan Cemile Kutgün’ün sunduğu “Bizden Size” programına Selahattin Alpay’la birlikte katıldı. Kazancı Bedih bu programda pek kimsenin dikkatini çekmedi. Mehmet Nacak ve Urfa sıra gecesi ekibi ile 1993 yılında “İbo Show” programına katılınca herkesin ilgi odağı oldu ve ve şöhreti yakaladı.  Böylece birçok televizyon kanallarından teklifler aldı ve 1993’den sonra hemen hemen bütün kanallarda programlara çıktı. Katıldığı programlardan birkaçı şunlardır: 1993 yılında Kanal – 6, 1995 yılında Star ve 1997 yılında Atv’ deki  İbahim Tatlıses’in  İbo Show  programları, TGRT’ de İzzet Altınmeşe’nin “İzzet-i İkram” programı,  Kanal-7 “Tanıklar”, Show TV’de  “Hülya Avşar Show”, Kanal 7- “Nur Ertürk” müzik programı, Meltem TV’de  Mahmut Coskunses “Sıra Geceleri” programı,  Kanal D’de  Uygur kardeşlerin “Şahane Pazar” programı , ATV’de Vatan Şaşmaz’ ın “Sabah Şekerleri” programı, Atv‘de Esra Ceylan’ın “A’dan Z’ye” programı, Gülben Ergen’in “Gülbence” programı, TRT-1; “Sayısal Gece”, Ali Bozkurt’un hazırladığı “Bizim Eller” programı, Bedri Ayseli’nin programı,  11 Nisan Kurtuluş özel programı, TRT 30.yıl kutlamaları, TRT Avrasya, GAP TV’de müzik programı,  STV Sıra Gecesi programı, Perihan Savaş’ın “Perihan Savaş Bizimle” programı, Mustafa Keser’in “Mustafa Keser Sizlerle” , Kanal 7’de Şoray’la Altın Günü Programı,  Engin Noyan’ın “Kapılar-Köprüler” programı.

Kazancı Bedih İbrahim Tatlıses’in “Günah” filmi ile ilk olarak bir sinema filminde yer almıştır.  Daha sonra Şener Şen’in başrol oynadığı  “Züğürt Ağa” ve  “Eşkıya” filmlerinde,  İbrahim Tatlıses’in başrol oynadığı “Fırat”;  Şener Şen ve Türkan Şoray’ın başrolünü oynadıkları “İkinci Bahar” adlı televizyon dizilerinde rol almıştır.  Bu filmlerin  sıra gecesi sahnelerinde gazel okumuştur. Bilhassa “Eşkıya” filminde okuduğu gazel çok geniş kesimlerce beğeni bulmuş ve böylece bu film Kazancı Bedih’in şöhretinin daha da artmasına vesile olmuştur.

Kazancı Bedih, şöhret olduktan sonra birçok festival, konser, sıra gecesi adıyla düzenlenen müzik programlarına katılmıştır. İstanbul Uluslararası 2. Müzik Festivali, Birecik Kelaynak Festivali, Malatya Kaysı Festivali, ŞURKAV Vakfı’nın düzenlediği Kazancı Bedih Sanat Gecesi,  İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana ,Gaziantep, Van, Amasya, Diyarbakır, Kayseri, Antalya, Denizli, Mersin, Hatay, Malatya, Zonguldak, Ereğli, Sincan, Fenike, Tatvan ve daha birçok il ve ilçede düzenlenen sıra gecesi programlarına katılarak konserler vermiştir.

 

GAZEL OKUMA GELENEĞİ VE KAZANCI BEDİH

Urfa müzik meclislerinde eserler belli bir makam seyrine göre icra edilir. Urfa’da buna  “makam geleneği” denir.  Genellikle Rast veya Divan makamından başlayan fasıl; gecenin uzunluğuna göre Nevrûz,  Hicaz, Uşşak, Segah ve Kürdi gibi diğer makamlarla devam eder. Herhangi bir makam içindeyken o makamda şarkı, gazel, hoyrat ve türkü okunur. Makamlar içinde gazeli okuyanın sesinin güzel olması, makamın katlarını (mertebelerini) iyi bilmesi  ses aralığının buna müsait olması gerekir. Mesela Rast makamında şarkılar okunduktan sonra Rast gazelin 1, 2 ve 3. katı okunur. Arada Mahur ve Saba makamına geçki yapılır ve tekrar Rast makamına geçilerek gazele son verilir. Kazancı Bedih Urfa’daki bu makam geleneğini çok iyi bilen nadir ustalardan biriydi. Hemen her makamda gazel okuyabilse de Nevruz, Hicaz, Uşşak ve Segah makamındaki gazelleri çok başarılı bir şekilde okurdu.   

Kazancı Bedih’in okuduğu gazeller, Fuzûlî, Nabî, Nezihe, Furugî, Kanî, Abdî gibi şairlerin yazdığı gazellerdir. Kazancı Bedih bu gazelleri makam geleneğine uygun olarak, davudi ve etkileyici sesiyle okurdu. Kendine has tavrı ile dinleyenleri etkilerdi.  

Sık sık okuduğu gazelleri şöyle sıralayabiliriz.  Şair Eşref’ten “Ağarmış saçların bir dağ başında kare dönmüştür”, Kuddusî’den “Aldanma gönül devlet-i ikbâle güvenme” ,

Nezihe Yaşar’dan “Gül ruhlarını gonca-i zîbâya değişmem”,  “Aşkım ebedidir, erecek sanma zevâle”, “Sabret gönül eyyâm-ı sefâ  yâre de kalmaz” , Birecikli Kâni’den “Gam-ı aşkınla ahvâlım perişan oldu gittikçe”,  “Nûş etmediğim dehrde peymâne mi kaldı”, Şair Abdi’den “Hüsnün senin ey dilber  nâdide kamer mi”,  “Nice bir nâr-ı aşkınla ciğer yansın kebâb olsun”, Furuği’den “Karadan ağa dönüp dersi dilârâ okuruz”, Rıf’at’tan”Tükendi nakd-i ömrüm dilde sermâyem bir âh kaldı”, Lütfi (Mırıne Hoca)’den “Nice bir hasret-i dildâr ile giryân olayım”. 

 

KAZANCI BEDİHİN ÖZELLİKLERİ

Kazancı Bedih makamları çok iyi bilen usta bir  gazelhandır. 

Sesi pes ve kendine has güzelliktedir, gazelleri ve mayaları onun sesinden dinlemek insanlara haz verir. Onun sesini dinleyenler, kolay kolay  tesirinden kurtulamaz.

Ses ve gırtlağını iyi kullanarak gazelleri mükemmel derecede güzel okur.

Bir gazeli değişik makamlarda okuyabilecek kadar müzik bilgisine sahiptir.

Ud, tambur  ve cümbüş çalmasını  iyi derecede bilir.

Yüzyıllardır Urfa’da belli bir makam seyrine göre okunan gazelleri, Kazancı Bedih ayrı bir  tavırla okumuştur.  Bu okuma tavrı kendi buluşudur. Kendine has okuma tavrı ile Kazancı Bedih bir ekol olmuştur.

Kazancı Bedih, gazelden başka şarkı, türkü ilahi ve  maya okumada da çok ustadır. Bu tür eserleri de yine kendi tavrında okumuştur. “Akşamın arasını gör”, “Kara göz”, “Kara gözlüm efkarlanma gül gayri”, “Maraş Maraş derler”  gibi uzun havalar Kazancı Bedih’in sesinden ayrı bir tavırla  okunmuştur. 

1930’lu yıllardan itibaren Urfalı sanatçıların doldurdukları plaklarda gazelhanlar, gazelleri baştan sona okumuşlardır. Plaklarda böyle olmasına rağmen, Urfa müzik meclislerinde, bir gazel birkaç bölümde okunmaktadır. Bir başka ifade ile söylersek; mesela gazelhan Rast makamında  gazelin 1. katını okur, sonra koro halinde şarkı okunur.  Sonra gazelhan gazelin 2. katını okur, yine şarkı ve türküden sonra gazelhan, gazelin 3. katı ve hoyratını okur. Kazancı Bedih, müzik meclislerinde ara vermeden gazeli bir çırpıda okuyarak gazel okuma geleneğine bir yenilik getirmiştir.   

Tahsili yoktur. Gece mektebine gitmişse de okur yazarlığı yok denecek kadar azdır. Müzik konusunda herhangi bir eğitim almamıştır. Müziğe olan aşırı merakı ve keskin zekâsı sayesinde  yüzlerce şarkı, türkü, ilahi, hoyrat ve divan tarzında yazılmış eserleri ezberlemiştir.

Ağırbaşlıdır ve az konuşur. Meclislerin sayılan, sevilen ve takdir edilen kişisidir.

Bugün gazel okuyan birçok Urfalı onun gazelleri ile büyümüştür. Birçok kişi müzik meclislerinde mahalli bantlarını dinleyerek ondan faydalanmıştır ve onun tavrında söylemeye çalışmıştır. Yetiştirdiği gazelhanlardan biri de oğlu Naci Yoluk’tur. Naci Yoluk babasından öğrendiği gazel okuma geleneğini halen sürdürmektedir.  Naci Yoluk’un oğlu Bedih Yoluk da Harran Üniversitesi Müzik Bölümü’nden mezun olarak bu geleneği bilimsel çalışmalar eşliğinde sürdürmektedir. Böylece gazel okuma geleneği “babadan-oğul” a devam etmektedir.  

Kazancı Bedih’in müzik hayatı; babasının, onu elinden tutup sıra gecelerine götürdüğü yıllardan başlamış,  sıra geceleri, dağ yatıları, asbap geceleri, sünnet törenindeki bekleme geceleri, mahalli bant, gazino çalışmaları, konser, kaset, CD, sinema  ve televizyon programları ile yaklaşık 60 sene devam etmiştir.

 

KAZANCI BEDİH’İN URFAYA VE MUSİKİYE KATKILARI

Kazancı Bedih buğulu güzel sesi ve kendine has okuma tavrı ile gazeli, Urfa dışına taşımış ve gazelin yurt çapında sevilmesini sağlamıştır.Böylece unutulmaya yüz tutan gazel okuma geleneği Kazancı Bedih’le tekrar filizlenmiş ve yeniden meyve vermeye başlamıştır. Sanırım, Kazancı Bedih’in müziğe en önemli katkısı da budur.

Kazancı Bedih kendisinden sonraki sanatçıları etkilemiş, İbrahim Tatlıses, İzzet Yıldızhan, İzzet Altınmeşe, Selahattin Alpay, Mahsun Kırmızıgül gibi ünlü sanatçılar, kasetlerinde Kazancı Bedih’in  tavrında gazel okumuşlardır.  Birçok genç de  ünlü  sanatçıları takip ederek gazel okumaya başlamıştır.  Böylece gazel okuma geleneği gençlere ulaşarak  devam etmiştir.  

Katıldığı televizyon programları sayesinde, Kazancı Bedih’in; Urfa’nın tanıtımına, dolayısıyla da Urfa’nın turizm gelirinin artmasına  katkısı olmuştur.

Daha önce yapılan çeşitli televizyon programlarında “sıra gecesi” geleneği bilinmekte idi ise de , Kazancı Bedih’in katıldığı sıra geceleri televizyon ve sinema flimlerinde yayınlanınca,  “sıra geceleri” geleneği halkın dikkatini çekmiş ve  yurt çapında ün yapmıştır. Böylece Urfa’ya her gelen misafir, sıra gecesine katılmak istemiştir. Doğal olarak da “sıra geceleri” turizmin bir parçası olmuştur.  Turizme yönelik sıra geceleri, yeni sanatçıların yeni müzik gruplarının ortaya çıkmasına ve yüzlerce kişinin bu işten para kazanmasına vesile olmuştur. 

Folklorumuzun kaynak kişisi olarak kendisinden istifade edilmiş, kendisinden derlenen gazel, türkü ve hoyratlar TRT Türk Halk Müziği  repertuarına alınmıştır.  

 

SON SÖZ

Son söz olarak şunları söylemek isteriz;  sesinin güzelliği, sanatındaki  üstünlüğü, nevi şahsına münhasır tavrı ve otantik okuması ile bize göre Kazancı Bedih  yurt çapında değil, “dünya çapında” bir sanatçı idi.  Halkımız da ancak 60’ından sonra onu fark edebildi. Böylece Kazancı Bedih’ ten yeteri kadar istifade edemedik desek yeridir.  Kazancı Bedih artık yok şimdi…. Yaşayan gerçek sanatçılara sahip çıkılsın diye söylüyoruz bunları. 

Kazancı Bedih isminin, sağlığında bir sokağa verilmesi, vefatından sonra da bir parka verilmesi gerçekten kadirşinaslık örneğidir.

Kazancı Bedih’in bizden sonraki nesillere aktarılabilmesi için hakkında  kitap hazırlanması ve  gazellerinden seçme yapılarak  CD’ler yapılması, adına müzik ödülleri verilmesi, bir kültür merkezine isminin verilmesi yerinde olur kanaatindeyim.

Ülkemizde kulağına küpe takan, sanat adına vücudunu sergileyerek  müzik yapanlar, yatlarda, katlarda yaşarken, Kazancı Bedih gibi ömrünü kültüre, müziğe vermiş bir ustanın “katalitik”le gelen ölümü, bizi kahretti desek yeridir.  Burada tüm ülke halkı için üzülüyoruz, kültüre ve kültür adamlarına kıymet verilmemesine üzülüyoruz. Toplumumuzda kültür değerlerimiz  yerine,  popstar ve televole kültürüne değer verilmesine üzülüyoruz.    

“Marifet iltifata tabidir”. İltifat  edilmeyen yerde, kültür ve sanat yeşermez, gelişmez, büyümez.  “Kültür ve sanat’a değer verilmezse, kültür ve sanat da ülkeden göçer gider”. Kültürünü kaybeden milletler , ergeç kendi benliklerini de kaybederler.

Milli kültürümüze ve yaşayan gerçek sanatçılarımıza sahip çıkılması dileklerimizle,  Kazancı Bedih Usta’ya Allah’tan rahmet diliyor, hepinize saygı ve sevgiler sunuyoruz.    

Yorum Yaz